Image

İrfan Çağatay Aleksiva

[email protected]
Tüm Yazıları

06 Ağustos 2020, Perşembe

Deryada Abaza gemileri vardur: Abaza ve Megrel korsanlar Lazistan kıyılarında

Osmanlıların Doğu Karadeniz hâkimiyeti neredeyse kale-şehirlerle sınırlı olmuştur. Faş, Sohum Kale, kuzeyde Anapa’ya kadar dar sahil şeridini elinde tutan Osmanlılar zaman zaman içerilere doğru girmeye çalışmışlarsa da bölge halkının otoriteye itaat konusundaki isteksizliği, yerli beylerine karşı olan bağlılıkları ve köle ticaretine dayanan ekonomileri sebebiyle Osmanlılar bir düzen tutturamadıkları bu kaosu kendi haline bırakmayı yeğlemişlerdir.

Bununla birlikte 19. yüzyıl başlarına değin Abhaz ve Megrel korsanlar Mapavri yani Çayeli’ye kadarki sahil köy ve kasabalarını fırsat buldukça yağmalamayı ve yakaladıkları halkı köle olarak kaçırıp satmayı âdet edinmişlerdi.

Bu saldırılar garip bir şekilde günümüz insanlarının da aklındadır. Geçen hafta Arhavi’de görüştüğüm bir öğretmen, eskiden köylerin iç bölgelerde kurulduğunu, çünkü denizden gelen bazı saldırılarla sahillerin sürekli yağmalanıp insanların kaçırıldığını anlatmıştı. Bu sözlü tarih verisi yazılı tarihle de örtüşüyor.

1571 yılında Abaza ve Megrel korsanlar Gönye (şimdi Gürcistan’da Batum’un batısında bir kasabadır), Arhavi ve Atina’yı (Rize’nin Pazar ilçesi) yağmaladılar. Bu büyük yağma İstanbul’un kulağına gitmiş ve yağmayı yapanların araştırılmasını istemiştir. Haziran 1571’de Payitaht’tan gelen bir buyrulduda Erzurum Beylerbeyi’ne işin aslını araştırma görevi verilmiş, Batum Sancağı’na tabi Arhavi ve Gönye ve Atina nahiyelerinin Dadyan oğulları tarafından on-on beş gemi ile basılıp yağmalandığı soruşturulmuştur.  Sonrasında Temmuz 1571’de, yöre halkının olayı merkeze bildirmeleri üzerine tekrar Erzurum Beylerbeyi’ne “Aslı varsa neden bildirmedin” diye ithamda da bulunularak, Batum Sancağı’na tabi Arhavi ve Gönye ve Atina nahiyelerinin rençber reislerinin padişaha adam gönderdikleri, Dadyan ve oğullarının on-on beş adet donanma ile kendilerini basıp çoluk çocuklarını esir ve mallarını talan ettiklerini, tarlalarını ekip biçemediklerini ve bu yüzden perişan olduklarını bildirdiklerini belirterek, “Bu hüküm sana ulaştığında göresin, söylendiği gibi midir, nicedir? Filvaki Dadyan’ın bahsedildiği gibi zulüm yaptığı hakikat midir? Şayet böyle ise sen niçin durumu arz etmedin? Aslını öğrenip südde-i saadetime bildiresin!” denerek tahkikat devam ettirilmiştir. Tahkikat neticesinde korsanların Kefe’den elde edilen barut ve silahlarla donandıkları anlaşıldı.

Olay açıklığa kavuşup baskının sahih olduğu anlaşıldıktan sonra merkezden Trabzon Beyi’ne misilleme yapılması için İstanbul’dan gelen Ağustos 1571 tarihli buyruldu şöyledir: “Trabzon Beyine hüküm ki, Südde-i Saadetime mektup gönderen Arhavi kadısı, Batum sancağına tabi Gönye kazasının Makriyalo (şimdiki Hopa’nın Kemalpaşa ilçesi) köyüne iki gemi ile gelen Abazaların köyü basıp yağmaladıklarını, dört adet Abaza gemisinin de Arhavi kazasına tabi Sundura (günümüzde Hopa’nın bir mahallesidir) adlı köyü yağmaladıklarını, bu saldırılar sonucunda 47 kişiyi alıp götürdüklerini ve nice kimseleri katledip yaraladıklarını, mal ve mülklerine hasar verdiklerini, ızdırap içerisindeki birçok Hıristiyan ahalinin dahi ‘Deryada Abaza gemileri vardur!’ diye ürkerek öteye beriye dağıldıklarını bildirmiştir. Buyurdum ki; Bu hüküm sana ulaştığında, o tarafta olan kayıkları tam teçhizatlı olarak silahlandırıp içine iş görür adamlar yerleştiresin. Batum Beyi ile haberleşip münasip görüldüğü üzere Abazaların haklarından gelmek hususunda hiçbir fedakârlıktan kaçınmayasın. Yaptığın her işi de yazılı olarak bildiresin.”

Abazaların bu saldırılarını önlemek için Osmanlı vilayetlerinden Abazalara top, tüfek, silah ve tuz gibi mühimmatın sevki yasaklanmıştır. Sahillerde kayıklı devriyeler gezdirilmiş ve Bizans’tan kalma bazı askerler Martalos adıyla Laz kazasının sınır boylarına yerleştirilmiştir.

O sıra çoğunluğu gayrimüslim olan Laz halkının ekonomik ve sosyal dengesini altüst eden bu saldırılar halkın İslamlaşmasında da etkili olmuştur.

Bununla birlikte denizden gelen saldırılar Megrel ve Abazalardan sonra Kazaklar ile devam etti. Ta ki Ruslar bölgeyi ele geçirip halkı sürgünlerle kırmalarına ve devlet sistemini tesis etmelerine kadar…

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.